Bu Blogda Ara

18 Aralık 2006

Anonim sayfalar

Bu sayfalar daha önce de belirttiğim gibi ikinci kapak esprisi kuvvetinde siyasi ve toplumsal-komik esprilerin olduğu kuvvetli sayfalardı. Genelde 2 ve 3.ncü sayfaladaydılar ama bazen dergide değişiklikler ile orta ve ara sayfalara da anonim sayfalar planlanırdı. Aşağıda, Girgir'ın, sayı 848 -4 Aralik 1988- tarihli, GrGr ve Gırgır diye isimlendirilmiş 2 ve 3.ncü sayfaları vardır.


Diğer sayfalar çizerlerin köşelerine, daha kendilerine özgü espri ve çizgilerine ayrılmışken bu sayfalar anonim ve herkesin -yeterince çalışırsa- girebileceği sayfalardı. Bu sayfalardaki, Hasan Kaçan, Ergün Gündüz, Mehmet Ersoy, Mehmet Çoşkun, Sefer Selvi,Abdulkadir Tamer, Serhat Gürpınar, Orhan Alev, Zafer Temoçin, vb. isimlerin işlerini, defalarca espri ve çizim olarak inceler, boş yere espri bulmanın aritmetiğini arardım. Gerçi o çabalar bana da espri bulma yeteneğini az buçuk bulaştırdı tabi. Ayrıca çizgilerimde ilk halime göre kuvvetlenmeye başlamıştı. İşte başka örnekler;


Amatörlerin o sayfaya uygun ve beğenilen esprileri bile buraya girebilir ve daha usta bir dergi çizerince çizilebilirdi. Benim de bir kaç esprim Oğuz Aral tarafından bu anonim sayfalara kabul edildi ve hatta beni onurlandırarak birini kendisi çizdi. Burada hazırlanan "Zekası Ufuflar" isimli bir kaöşe vardı ve benim esprim o köşe için uygun görülerek içeri alındı. Normalde amatör olarak ayırılan bölümlere çizdiğimde aldığımdan daha fazla bir para ödenmişti bu işime ve en önemlisi Oguz Aral gibi bir usta esprimi çizmiş ve benim karikatüre olan ilgimi de iki-üç misline taşımıştı.

Gırgır dergisinin kapakları

Gırgır'ın kapaklarından bahsetmek gerekirse tam manasıyla sivriydiler. Güldürmek yanında tam eleştirel yapıları vardı. Ancak kapak kadar içteki 2.nci ve 3.ncü sayfaları da en az kapak kadar hırçın esprilerle doluydular.

Kapakları benim zamanımda Ergün Gündüz, Gürcan Gürsel, Şevket Yalaz gibi genç ama usta karikatüristler çizerlerdi. Nadiren başkaları da arada çizerdi tabi. Bahs geçen çizerlerin o espriyi iyi yorumlayabilmesine göre Oğuz Aral kimin çizeceğini belirlerdi sanırım. Benden önceki dönemlerde Ouz Aral, İlban Ertem, Nuri Kutcebe, Altan Erbulak gibi üstadlar da çizmiş ama ben onları az gördüm.
Espriler çeşitli kişilerden olurdu. Orhan Alev, Yılmaz Okumuş, Zafer Temoçin, Erdal Belenlioğlu, gibi isimler iyi kapak espricilerindendi.Süleyman abi de vardı. (Soyadını hatırlayamadım,-ayıp bana- Mustafa Bayramoğlu hatırlattı Süleyman Yıldız idi tabi)
Ekteki kapaklar, benim amatör işlerimin ağır eleştiri aldığı sayıların kapakları. Ama işlerim çıkıyordu en azından ve karikatür eğitimim başlamıştı nihayet.

29 Kasım 2006

Gırgır 'ın en populer olduğu yıllar

Mizah dergileri, 80 darbesi öncesinden itibaren, yazıları ve fikirleri sivrileşen tüm basınının içerisinde yerini almıştı. Bu rol, gülmeye muhtaç halkın hem bu ihtiyacını gideriyor, hem de sivri esprileriyle düzeni eleştiriyordu. Tabi ben 80 öncesi dönemleri için pek bilgi verecek yaşta değilim. 1980 darbesi sonrasında sivri dilli her gazete ve dergi gibi mizah dergileride bol mahkemeli ve davalı günler geçirdi, hatta bazı sayıları toplatıldı.
Gani Müjde'nin bir yazısında vardı; daha dergide yeni olduğu sıralar, sabahlamalar sonrası, Oğuz Aral arabası ile yolunun üzerinde olduğundan Gani abiyi evine yakın bir yerlere bırakırmış. Tabi o zamanlar Oguz Aral gibi kişiler hedef insanlarmış. Yani arabaları bombalanır, kurşunlanır veya yolları kesilirmiş. Gani abi birgün, Oguz Aral ve onun gibi hedef olan başka biri ile arabada iken bu tür olaylara kurban gitmekten ne kadar korktuğunu ve Oğuz Aral'ın "hadi, seni bırakayım!" teklifinden nasıl yırtacağını bilemediğini yazmıştı. Yani o kadar vahim günler atlatmışlar.
Ben bu günleri çocuk-genç, ilkokul-ortaokul dönemindeyken atlattım. Gırgır'a gittiğim zamanki kuşak daha güllük gülüstanlık bir dönemdeydi. Ama mizah dergileri böyle günler ile bilenip oturaklı durumuna kavuşmuştu. Kapakları, toplumsal eleştirel yönleri, Oğuz Aral'ın ve ekibinin siyasi esprilere bakış açısı hep bu zamanlardan güç alıyordu.
Böyle bir dönemin mizahi (eleştirel mizah) ihtiyacı tabiki fazla idi. Ve Gırgır o zaman bu boşluğu fazla fazla dolduruyordu.

24 Kasım 2006

Çarşaf incelemesi bitti

Eh, artık yolumuza 1980'lerin sonuna doğru gelirken gitmeye başladığım Gırgır Dergisi ile devam edeceğiz. O günler içinde yazacağım tatlı amatörlük anılarım olacak. Gırgır konusu ile görüşmek üzere hoşçakalın.

23 Kasım 2006

Çarşaf Karikatür Okulu...

Çarşaf'ında amatörlere ayrılmış bir köşesi vardı ve mizah okulu görevini çok iyi bir şekilde üstlenmişti. Sayısız ünlü karikatüristin yetişmesine yardımcı olmuştur.
Oraya gidenler toplanarak verilen bir konu üzerine espri ve çizim üretirlerdi. Haftanın iyi esprileri bir jüri tarafından belirlenir ve ufak çapta bir yarışma yapılırdı. Semih Balcıoğlu sonrası amatörlerle ilgilenen birçok isim oldu. Bunlar arasında sevilen kişilerden biri sanırım Raşit Yakalı idi.

Ayrıca genç karikatürcüler tanışır, birbirleri ile ustalığa giden yolda iyi arkadaşlıkları da oluşurdu. Fikir bombardımanı ile iyi, kötü espriler ortaya dökülürdü. Tabi burada yemek veya kumanyada olurdu ve bedavacılar epey severdi bu işi. Öyle yada böyle herkesin kaynaşıp kendilerini bir grup gibi hissetmelerini sağlayan bir kurum oluştururdu amatör toplantıları. Ayrıca evde özene bezene çizdikleri karikatürler değerlendirilirdi.
Ben bir iki kez gittiğim için konu hakkında fazla bir şey söyleyemem. Karikatürist arkadaşlarımdan Mustafa Bayramoğlu, Raşit Yakalı'nın genç karikatürcülere yaklaşımı ile faydalarından, Ümit Atalay ise Bülent Üstün (Kötü Kedi Şerafettin) ile yediği kumanyaların lezzetinden bahsetmişti. Çarşaf'a amatör karikatür götürdüğümde ise, çizim açısından biraz pişmiş olduğumdan olsa gerek, o gün yapılan yarışmada en iyi çizimlerden biri benimkilerden biri olmuştu. Ama espri olarak daha iyi buluşlar vardı tabiki. Ben de öyle zaman ile kısıtlı ve konusu o anda verilen yarışma gibi bir sisteme alışık değildim. Ama bu sistemin genç karikatürcülerin, her hafta son dakika haberlerini okuyarak siyasi ve toplumsal espri bulma yeteneğini bilediği bir gerçek.

Çarşaf ve İlhan Nalbant

Derginin son zamanlarına doğru bir de İlhan Nalbant'ın çizimleri hatırımda kalmış. Epey üretken bir dönemini takip etmiştim. Hazırladığı köşelerden "Tezgah" isimli bir örneği aşağıdadır.

Gündemdeki Tv dizilerine komik senaryolar...

Bir de televizyon dizilerini komik senaryolar ile abartı ve eleştirerek çizilen klasik sayfalar vardı. Bu Amerikan Mad Mizah Dergisi'nde de yapılırdı. İşte buna örnek olarak eklediğim dosya o zamanların sevilen yabancı dizilerinden "Tatlı Sert" isimli dizinin çizgi ile yapılmış bir "ti" ye alma sayfası. Konusu ünlü dizi senaryo yazarı Kandemir Konduk' a ait, çizimi ise Bülent Düzgit'e ait.

Karikatür dünyasından senaryo yazarlığına geçen çok kişiler olmuştur. Kandemir Konduk bunların ilk örneklerinden ve Altan Erbulak heryönüyle görsel sanatlara bulaşmış biri olarak bunlarında üzerinde sayılabilir. Daha sonraları Limon (Leman) dergisinden Gani Müjde, (şimdilerde Penguen dergisinde olan) Fatih Solmaz ve Tükenmez Kalem ekibi gibi iyi komedi senaryo yazarları en bilinenlerdendir. Gani Müjde, "Arabesk", "Kahpe Bizans" gibi zamanın ters esprili filmlerine de imza atmıştir.

Çarşaf Dergisi'ni incelemeye devam...Ve Nehar Tüblek

Çarşaf Mizah Dergisini incelerken araya Semih Balcıoğlu ve Ecevit'in vefatları girmişti ve yeri gelmişken o konularla ilgili yazmıştık. Şimdi dergiyi incelemeye devam edelim.
Kapaklarında çizim örneklerini verdiğim Nehar Tüblek ustanın iç sayfalarda da bir köşesi olurdu. "Gördüm, Duydum, Çizdim" isimli köşesi en bilinenlerindendir.

Bu köşesinde toplumsal ve eleştirel temalı kimi zaman güldüren, kimi zaman taşlayan fikirleri olurdu üstadın.

13 Kasım 2006

Ecevit karikatürleri...

Ecevit'e devlet ve halk güzel bir tören yaptı geçtiğimiz günlerde ve ben de bahsettiğim gibi Ecevit'e ait bazı karikatürleri toparladım, işte onlardan bazıları...
HBR Maymun sayı 198, tarih 19 Mart 1998. Kapak ta imza yok. Çizeri ve yazarı ancak tahmin edilebilir (!)

Bir baskası ise Erdal Belenlioğlu esprisi ve çizen Latif Demirci. Tesadüf konu Türkeş'in vefatı ile ilgili.

Bu iki karikatür benim kalemimden çıkma. Esprilerden biri Musa Gümüş'ün ve o zaman populer olan insan klonlama tartışmaları ile ilgili. Diğeri benim esprim ve 100 bin lira metal para olarak piyasaya Ecevit'in koalisyon ile iktidarda olduğu zamanlar piyasaya çıkmış.

06 Kasım 2006

Bülent Ecevit vefat etmiş

Dün akşam (05 11 2006) saat 23:00 civarında Bülent Ecevit'in vefat ettiği açıklandı. Allah rahmet etsin! (Benim blog da gazetelerin vefat ilan sayfalarına döndü ya neyse.) Bazılarına karikatür ve çizim ile ilgili bir blog da bir siyasetçinin vefat haberi garip gelebilir. Ancak Bülent Ecevit gibi Türk siyasetinde dolayısıyla Türk mizah dergilerinde önemli roller oynamış bir şahsiyetin vefat haberi bizler için önemli. Bu hafta birçok mizah dergisi bu haberi küçüklü büyüklü çizimlerle işler. Siyasetçiler ve önemli adamlar (!) olmasa idi biz karikatüristler bunca malzemeyi nerelerden bulurduk.
Aşağıda HBR Maymun dergisi 134.ncü sayı, 26 Aralık 1996 tarihli kapağında Ecevit ve o zamanın önemli diğer siyasetçileri bir aradalar. Espri Erdal Belenlioğlu, çizim Latif Demirci nin.

İşte bu noktada siyasetçiler ile onların yaratımları kesişiyor, hatta bizim dergide yatıp kalkıyorlar denebilir. Hele zamanında Gırgır, Çarşaf, Limon gibi siyasi eleştirileri gazeteler ve siyasilerce takip edilen yayınlarda bu siyasiler birçok karikatür hatta çizgiromanda figüran, yardımcı oyuncu ve başrollere soyunmuş şahsiyetler olmuşlardır. Kimisinin ismi veya tipi hafiften çarpıtılarak bir köşede kullanımıştır. Önemli siyasetçiler ve cumhurbaşkanı, başbakan, bakan gibileri ise esas oğlan/esas kız rollerini baştan kapmışlar tabi. Eh, Karaoğlan lakaplı Bülent Ecevit'te bu önemli şahıslardan biri olarak, 20-25 yıl boyunca yetişen tüm portre karikatürcüsünün çizmesi gereken, konucuların espriler yaratmak zorunda olduğu bir siyasetçi olmuştur.
Şimdi de Ecevit ve siyasilerin Ergün Gündüz'ün kaleminden çıkan bir çizgiroman karesi.

Ecevit'in siyasi ve gazetecilik yanını sorgulayan örneklerde var tabi ki. Onları da önümüzdeki yazılarımda yayımlayacağım.

30 Ekim 2006

Semih Balcıoğlu ve basında haberleri

Ustanın en vefatına kadar çalıştığı Sabah Gazetesi'nde vefatı ile ilgili yazıdan Semih ustadan hayatını özet olarak anlatan bir alıntı yapıyorum ve sayfanın adresinden haberin tamamını Sabah Gazetesi internet sitesinden okuyabilirsiniz. Çizerin arşivi bölümünden gazetede çizdikleri ile vefat günü ve sonrası yayımlanan karikatürleride bu siteden görülebilir. (http://www.sabah.com.tr/arsiv/ars,ciz,63,1.html)

Bu arada mizahçi Cihan Demirci de kendi blogunda bu konuya incelikli yaklasmis bakmakta fayda var...
http://damdakimizahci.blogspot.com/

Sabah 27 10 2006 (http://arsiv.sabah.com.tr/2006/10/27/gun96.html)
"İstanbul'da, 1928 yılında doğan Balcıoğlu, Işık Lisesinin ardından Devlet Güzel Sanatlar Akademisi grafik bölümünden mezun oldu.

İlk karikatürü 1943 yılında Akbaba Mizah Dergisinde yayınlanan Balcıoğlu, Karikatür, Amcabey, Akşam, Dünya, Hürriyet ve Tercüman gazetelerinde çalıştı. Balcıoğlu, meslek yaşamında yurt içi ve dışında 49 ödül kazandı. ''Gümüş Güvercin (Skopje)'', ''Altın Madalya (Pescara)'', ''Altın Palmiye'' ve ''Gümüş Hurma (Bordighera)'', ''İş Bankası Büyük Ödülü'', ''Abdi İpekçi Barış ve Kardeşlik Ödülü'', ''TÜYAP Onur Ödülü'' bu ödüller arasında yer aldı.Gabrovo Mizah Evinin yaptığı oylama sonucu dünyanın 106 çizerinden biri olarak kabul edilen Balcıoğlu, Türkiye'de üç boyutlu karikatürü gerçekleştiren ilk sanatçı oldu.

Balcıoğlu, seramikle yaptığı karikatürlerini İstanbul ve Ankara'da sergiledi. Bugüne kadar 7'si yurt dışında olmak üzere 60 kişisel sergi açtı. 19 karikatür kitabı yayınlanan Balcıoğlu'nun ''Güle Güle İstanbul'' adlı eseri, İtalya'da ''Karikatür Kitapları Yarışması''nda birincilik ödülü kazandı.İki arkadaşıyla 1969 yılında Karikatürcüler Derneğini kuran Balcıoğlu, 1973-1979 yılları arasında da Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanlığı görevinde bulundu.

Balcıoğlu, 1999 yılında ''Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü''nü aldı. 15 Ocak 2002 tarihinde Mimar Sinan Üniversitesince ''Onursal Doktor'' unvanı verilen Balcıoğlu, Basın Şeref Kartı sahibi, evli ve bir çocuk babasıydı.

CENAZESİ PAZARTESİ GÜNÜ ZİNCİRLİKUYU'YA DEFNEDİLECEK

İstanbul'da vefat eden karikatürist Semih Balcıoğlu'nun cenazesi, 30 Ekim Pazartesi günü toprağa verilecek."

Semih Balcıoğlu vefat etti - 27 Ekim 2006

Ne tesadüf ki ben kendi blogumda onunla ilgili kısımları hazırlarken o kalp yetmezliginden vefat etmişti sanırım. Cuma (27 10 2006) geç vakit Semih Balcıoğlu'nun hazırladığı Cumhuriyet Dönemi Türk Karikatürü ve araştırmacı yönünü anlatıyordum. Artık cumartesi olmuştu ve geceyarısından sonra 01:20 civarında yazımı yayımlayabilmişim. Ama ben ondan araştırmalarının devamını bekliyoruz yazarken onu kaybetmişiz bile.
Dünya ve Türkiye çapında sayısız ödüllere sahip karikatür camiasının büyük ustasına; Semih Balcıoğlu'na Allah rahmet eylesin!
Onun vefat haberini 28 10 2006 cumartesi eşimin çalıştığı Bağdat Caddesi'nde Göztepe North Shield isimli tanınmış mekanda Vatan Gazetesi okurken öğrendim. Bu kupurü ekte yayımlıyorum.

28 Ekim 2006

Semih Balcıoğlu ve Türk Karikatürü araştırmaları

Semih Balcıoğlu aslında çizimlerinin yanısıra kendi alanında iyi bir de araştırmacı ve derlemecidir.

Cumhuriyet dönemi karikatürü üzerine hazırladığı kitap amatörlüğümde epey elimin altıda gezindi doğrusu. Böyle bir kaynağın derlenmesi, bir çizerin elinden olunca farklı bir tadı oluyor doğrusu. Ancak benim aldığım ikinci bakısı olmasına rağmen (ki daha sonrası baskılara da göz atmıştım)içerisinde hiç bahsi geçmemiş usta çizerlerin olmasıda ilginçtir doğrusu. Mesela yıllardır beraber çalıştığım Bülent Arabacıoğlu bu bahsi geçmeyenlerden biri (En Kahraman Rıdvan, Tipitip, Gırgır'ın müthiş perspektifli panaromik orta sayfalarının çizeri). Tabi Gırgır kuşağının bir kesiminden sonrası ve daha sonraki kuşak burada hiç yoktur. Semih Balcıoğlu umarım benim takip etmediğim yeni baskılarda bu güzel kaynakçayı yenilemiştir.

18 Ekim 2006

Çarşaf ve Semih Balcıoğlu

Semih Balcıoğlu'nun Çarşaf taki karikatürleri ve köşeleri anlatmakla, örnekler vermeyle bitmez. Ben Ayna isimli bir köşesini örnek olarak koydum. Kendisi ile ne yazık ki hiç karşılaşmadık. Benim gittiğim dönemde amatörler ile o ilgilenmiyordu. Ama duyduğuma göre, her çekirdekten yetişme usta karikatürist gibi o da amatörlere gerekli zorlukları yaşatmış.

Kendisi Türk karikatürcüleri arasında önemli bir eleştirel karikatüristtir. Sade çizgileri ile her detayı, yergiyi veya komik espriyi anlatmayi bilir. Türk Karikatürü üzerine bir inceleme kitabıda vardır ve halen Sabah Gazetesi'nde "Semih Bacıoğlu'nu Not Defterinden" adlı köşesi ile aktif çizerlik hayatını sürdürmektedir. Aşağıda, bu köşesinden 18 Ekim 2006 tarihli çizimi vardır.

16 Ekim 2006

Çarşaf Mizah Dergisi ve kapakları

Bizim zamanımızın Çarşaf mizah dergisi gerçekten iyiydi. Çizerleri arasında Türk mizah dergi ve yarışma karikatürünün kalıcı olabilmiş isimleri olmuştur. Bunlardan aklıma gelenler; Semih Balcıoğlu, Nehar Tüblek, Kandemir Konduk (mizah yazarı), Mesut Ekener, İlhan Nalbant, Öznur Kalender, Bulent Düzgit, Bülent Arabacıoğlu, Bülent Özdemir (kendisi unuttuğumu bana bildirince ekledim, teşekkürler), İ. Bülent Çelik, Aydın Gürsel, Cafer Zorlu, Zeki Beyner, Nuik (asil adı Nurettin İkizler sanırım).
Nehar Tüblek'e ait 25 Subat 1976 tarihli kapak çiziminde -Mehter Takımı misali iki ileri bir geri bile gidemeyen ve- bir ileri iki geri giden Türkiye anlatılıyor. Yani o tarihtede sorunlar aynı; Gerileme. Nedense bende bugünkü Türkiye için aynı espriyi bir kapakta görsem cuk oturmuş derdim.

ve Mesut Ekener'e ait 16 Ocak 1985 kapak çiziminde zamanın başbakanı Turgut Özal görüntülenmiş. O dönemlerde skandal olarak çıkan bir kaset kaydı üzerine bir espri. El arabasında Michael Jackson'un Thriller albümü çizilmiş, yani o kadar eski bir kapak.


İşte Çarşaf ile Gırgır arasındaki temel fark burada başlardı. Kapaklar renkli idi. Gırgır ise siyah beyaz ve sarı kullanırdı. Gırgır o zamanın ayırdedici özelliği olarak bu rengi kullanmaya başlamıştır. Çarşaf ise renklendirme ustaları ile kapağında okuyucuya başka bir şekilde ulaşmıştır.

14 Ekim 2006

Aral kardeşler ve mizah

Aral kardeşlerin Gırgır ve Fırt dergileri gerek ticari açıdan, gerek mizah açısından çok başarılı dergilerdi. Onların kurduğu dergiler bünyesinde birçok karikatürist ve mizah yazarı yetişti veya ustalığını pekiştirip okuyucuya eserlerini ulaştırdılar.

Gırgır, Fırt, Avni, Dıgıl, Fırfır gibi dergileri hazırladılar.
Bunlar arasında İlban Ertem, Altan Erbulak, Nuri Kurtcebe, İsmet Çelik, Engin Ergönültaş, Necdet Şen, İrfan Sayar, Bülent Arabacıoğlu, Suat Gönülay, Şevket Yalaz, Gürcan Gürsel, Gürcan Özkan, Atilla Atalay, Latif Demirci, Sarkis Paçacı, Ergün Gündüz, Hasan Kaçan, Murat Kürüz, Murat Alpay, Mehmet Çağçağ, Metin Üstündağ, Can Barslan, Galip Tekin, Uğur Durak, Behiç Pek, Cihan Demirci, Mim Uykusuz, Özden Öğrük, Ramize Erer, Gani Müjde, Tuncay Akgün, Birol Bayram, Kemal Aratan, Abdulkadir Elçioğlu, Serhat Gürpınar, Abdulkadir Tamer, Mehmet Ersoy, Zafer Temoçin, Kayhan Erkan, Sefer Selvi, Soner Günday, Doğan Güneş ve hatırlayamadığım veya benim kuşağım öncesi olduğundan takip edemediğim daha birçok kişi vardır.
Tekin Aral abisi Oguz Aral dan önce 19 Nisan 1999 da -bildiğim kadarıyla kalp yetmezliğinden- vefat etti. Çok fazla sigara içtiğini yakın çevresi söylerdi. Eşi yazar İnci Aral dır. Ve kendiside 1998 yılında Salacak Öyküleri isimli bir kitap yazdı. Abisi ile çocukluklarının geçtiği Üsküdar-Salacak merkezli olayları anlattığı bir öykü kitabıdır. Kitaptaki tiplerin isimleri ilginçtir; Tilt Mahmut, Piç Yavuz, Camgöz Taci vb.


Oguz Aral ise 26 Temmuz 2004'te (exoz'a teşekkürler) Bodrum da vefat ederek çok sevdiği kardeşi ile öbür tarafta dergi çıkarmaya gitti. Mim sanatı ve tiyatro ile ilgili eğitmenlik yaptı, mizah ve tiyatro oyunları hazırlayıp yönetti. Oguz Aral vefatına kadar Hürriyet Gazetesi'nde Huysuz İhtiyar adlı bir yazı ve çizgi köşesi hazırladı. Allah rahmet etsin. Bizlere çok şeyler öğrettiler ve öğretecek kişiler bıraktılar.

Fırt ta ilk "Hariçten Gazelim"


Fırt taki amatörlerin bölümünün adı "Hariçten Gazel Okuyanlar" idi. İşlerimize o gün olan usta bir karikatürcü yada Tekin Aral'ın kendisi bakardı. Tekin abiye işlerinizi göstermek daha kolaydı. O daha ılıman eleştirirdi. Yada bana öyle denk geldi. Espri bulamıyorum lafını kabul etmezdi. Sokakta yürüsen, pazara gitsen espri seni bulur derdi.



17 Ocak 1989 tarihli Fırt'ın 671.nci sayısında yayımlanan bu karikatürle piyasada önemli yerleri olan üç mizah dergisinde işlerim yayımlanmıştı (o sıralar amatör toplantı günü bana uymadığından Çarşaf Dergisine bir türlü gidememiştim.)
Bunlar kötü çizilmiş olsalarda benim ilk işlerim. O kadar mutlu olmuştum ki anlatamam. Ama şimdi bu çizimleri 7 yaşındaki oğlum Metehan çizse onu bile epey eleştiririm sanırım.
Ne yapalım bizdeki çizerlik yeteneği babadan miras değil, alınteri(!)...

Oguzhan Kayan

Fırt Mizah Dergisi


Ve sıra geldi Fırt dergisine...
Fırt ile Gırgır aynı mekanda çıkarılırdı. Çizerlerde ufak tefek ekleme çıkarmalarla aynı kişilerden oluşurdu. Derginin idaresinde Tekin Aral (Oguz Aral'ın kardeşi) vardı.
Fırt Gırgıra göre siyasi yönü daha hafif bir dergi idi. Tarzan ve Arap Kadri, Kalamiti Jane, Stero Seyfi, Yavrunuzun Sayfası, Evrim Teorisi, Altan Erbulak ve İlban Ertem'in köşeleri vb bölümler en bilinenleridir.
Bu sayını kapağını Orhan Alev ve Ergün Gündüz hazırlamış.

13 Ekim 2006

Çarşaf Mizah Dergisi ve Mizah Okulu


Bir de o zamanlarin iyi dergilerinden Çarşaf vardı. O da Bab-ı Ali'de Milliyet gazetesine bağli bir binada idi. Ben buraya çok geç gittim ve burada oluşan Çarşaf Mizah Okulu'ndan pek yararlanamadım. Ancak birçok ünlü olacak iyi karikatüristlerde buradan yetişecektir. Zaten Gırgıra da ve Çarşafa da uğrardı karikatürcüler. Oğuz Aral'ın zılgıtını yiyen ya mizaha küsüp ara verir yada Çarşafa takılırdı bir süre.
Çarşaf Mizah Okulu'nda gelenler arasında her hafta bir konu belirlenir ve yarışma tarzı bir aktivite yapılırdı. O hafta en güzel espri ve çizgiler seçilir ve bir deneme sınavı niteliğinde beyin egzersizi olurdu. Bu yöntem birçok karikatüristin yetişmesinde faydalı olmuştur. Bu yarışma düzenleme ve Raşit Yakalı'nın bu okul ile ilgilendiği zamanlara ileride değineceğim.