Bu Blogda Ara

07 Temmuz 2017

Galip ardından

Galip abi senin ardından böyle böyle yazıp çiziyorlar vallahi:) 
Çizer arkadaşlardan Galip Tekin hakkında yazı-çizi işleri.







...

Galip Tekin ile son buluşmamız..

Bugün vefat haberini aldığım karikatürist ustam Galip Tekin ili en son Haydarpaşa Gar binasında Kadıköy kitap günlerindeki Bülent Üstün ile beraber yapılan imza etkinliğinde karşılaşmıştık.
Akşam 6 gibi imza etkinliği biteceğinden, benim kitaplarımı eşim Elif imzalatacaktı, ben de yetişir ve orada yakalarsam kendisi ile sohbete gidecektim. 
İmzalarken ismi tamam ama suratı hatırlayamıyorum diyerek imazalmış o karamboldeg:) 
Sonra yetiştim de Moda tarafında açacağı karikatür-çizgiroman okulundan konuştuk.
Benim kartımı verdim ve çizer Bülent Morgök v.b. bir iki de karikatürist arkadaşın telefonunu aldı benden.
İyi ki işten erken çıkıp, 
eski ustam Galip Tekin ile bu son görüşmemizi yapmışım ...







Galip Tekin anısına

Sene 1989...
Gırgır ve Limon Dergisi'nin amatör sayfalarına abone olmuşum o zamanlar.
Üniversiteye başlamışım o sene (1988, Mimar Sinan, Endüstri Tasarım) ve karikatür hevesi için İstanbul"da yaşayan biri olarak geç sayılır.
Bu karikatürü de arka sayfadaki kıdemli amatör sayfasına almadı bay eleştiri Oğuz Aral:)
Böylece eğitim amaçlı eleştirilerle yol gösterdiği amatör eleştiri sayfasına koydu bu karikatürü.
Aslında alabilmek için uğraştı ama ben beceremedim. 4 kere çizdim, 3.cü de haftaya bir iki düzenleme yapıp getirmem kaydıyla telif makbuzu yazdı Oğuz Aral ve Mevhibe ablaya yolladı, makbuzla tam 8 TL aldım. İyi para o zaman, hele benim gibi öğrenciyken para kazanmaya başlayan biri için; şahane!
Haftaya tekrar çizdim ve o hevesle başka espriler arayıp çizdim elbet.
Dergiye gittim ve işleri göstermek için Oğuz abiyi bekledik amatör tayfa. Ancak o hafta Oğuz abi yoktu ve Galip Tekin bakacaktı karikatürlere.
Sert eleştiri adamı Oğuz Aral sonrası daha ılıman şeker tadında konuşan ama çizgileriyle tezat nezakette bu ystayla daha önce de karşılaşmıştım ve amatörlere yararı çok olmuş bir ustadır kendisi.
Galip abiye Oğuz abinin yeniden çiz dediği sipariş işini ve yeni işlerimi verdim. Ne yalan söyleyeyim belki Oğuz abi olsa bir daha çiz derdi ama Galip abi 4. kez çizdiğimi duyunca beğendi (veya Oğuz abinin işine karışmadı) ve karikatürü kabul etti.
Yeni işlerden de 2 Tane daha aldı ve bana bir telif makbuzu yazıp Mevhibe ablaya yolladı.
Mevhibe abla parayı ödeyene kadar 2 yeni alınan karikatür için  8x2 yani 16 TL alacağım sanıyordum. Ancak bana 3 karikatür parası 24 TL verilince, geçen hafta ödemesini aldığım bu çizimin parası aldığımı Galip abi bilmediğinden bu karikatür için çift telif ödendiğini anladım.
Galip abiye gideip tekrar kuyrukta bekledim. Ne oldu dedi, ben de yanlışlıkla çift ödeme yazdığını salak gibi anlattım.
Gülümsedi ve "Olsun, zaten 4 defa çizmişsin, hakettin!" dedi.
Parayı geri almadı ve ben bir mali müşavir çocuğu olarak içimden "Ama hesap tutmaz ki" diyerek tüm dürüstlüğümü ve 24 TL telif ücretimi alıp eski Günaydın binası önündeki küçük taşlı yokuştan Gülhane Parkı'na doğru indip gittim.
İşte böyle ılıman, neşeli-ciddi, bonkör, teşvik dolu bir ustaydı GALİP TEKİN, aynen köşesi gibi GARİPLİKLER doluydu, rahat uyu, çok karikatürist bıraktın arkanda!
O karikatür, o derginin kapağı ve seni 10 Haziran 2017 de imza gününde çektiğim bunun gibi fotoğrafların kaldı bana, yanında milyon milyon dolarlık bir meslek, keyif bıraktın, daha ne olsun.







06 Temmuz 2017

Galip Tekin usta vefat etti

Gırgır Dergisi'nde amatör karikatürlerimi gösterirken 1988'lerde tanıştığım ünlü karikatürist ve çizgiromancımız Galip Tekin abiyi kaybettik, başımız sağolsun. Kendisiyle en son Kadıköy Kitap Günleri etkinliğinde Haydarpaşa Gar binasında kurulan Uykusuz standı imza gününde sohbet etmiştik. Galip abi ile ilgili yazdığım blog yazım linktedir. https://oguzhankayan.blogspot.com.tr/2009/04/korku-ve-gerilimin-dibine-vuran-cizer.html











06 Ekim 2016

KADIKÖY MİZAH EVİ SÖYLEŞİLERİ; AKDAĞ SAYDUT, TAN ORAL, TUNCAY AKGÜN

Karikatür Evi'ndeki ilk söyleşiye katıldım ve yine 25-30 sene önceden beri bildiğim tartışmaya dönüşüverdi.
Söyleşi katılımcıları; AKDAĞ SAYDUT (Karikatürcüler Derneği'nden deneyimli bir karikatüristimiz), TAN ORAL (Çok eski ve saygın bir mizah abidemiz), TUNCAY AKGÜN (Leman Dergisi Yöneticilerinden tanınmış bir isim)



Tan Oral üstadımız karikatürün bilinen genel bir tarifini ortaya koydu; (kabaca) KARİKATÜR, fikri ile şok eden şaşırtan eleştirel, mizahi çizimler.

Tabi dinleyicilerden sorularda hemen bu konu geçti; Ben her karikatürde şoke olmuyorum.
Bence; genel tanımlar şablon gibi her konuya uymaz ve sanat söz konusuysa zaten uymamalı.
Karikatür veya bazı konuların şablonları olması beklenemez.
Zaten burada şok etmek de biraz abartı; yani başka açıdan bakmak ve bunu çizgi desteği ile bir veya bir kaç karede mesaj olarak anlatmak diye de açıklanabilir. Yoksa şok tabancası ile yaralanma manası yok elbet.






Tan Oral'ın başka bir karikatürcüden alıntı olarak verdiği bir cümle de etkiliydi; Karikatürcünün yarın ne çizeceği tahmin edilebiliyorsa o karikatürcü artık zamanını doldurmuştur.

Yine dinleyiciden bir soru; Ben bazen gündeme göre, yarın bu konuda kapak çizerler artık diyorum ve o çiziliyor, hem tahmin ediyorum hem de şoke olmuyorum.
Bence; aslında konuyu tahmin edebiliriz ama bir çok kapağın konusu bilinen konulardan gelebiliyor ama esprisi, işleyiş tarzı, çizim şekli bize "VAY BE" dedirtiyor.
Mesele, bu farklı, şaşırtıcı, sinir bozucu, gülümseten, kahkaha attıran, acıtan, üzen, kızdıran, küfrettiren, duygu kabarması yaptıran mizahi yazıya veya karikatüre erişmek belki de.

Beni en çok şaşırtan konu ise çok klasik ve geleneksel Evrensel (balonsuz, az sözlü) ve Dergi (balonlu) Karikatür Tartışması'nın biraz format değişse de halen gündemde olması.
Tan Oral'a göre Eleştirel karikatür ve Comix karikatür diye keskin bir ayırım var. Tan Oral, burada Comix'i haftalık, aylık tüm mizah dergileri için söylüyor.
Yani haftalık dergiler eleştirel yönü tutturamıyormuş gibi bir kavram ne kadar doğru bilemem ama bence bunu yapan ve yapmayan dergiler var ve kuruluş amaçlarına göre davranıyorlar.
Entertaintment (eğlence) sektörüne de hizmet veren dergi var, eleştirel yönü kuvvetli olan da.


Zaten bu kısımda konuşmacılardan bir dergi yöneticisi olan Tuncay Akgün, Tan Oral la aynı fikirde olmadığını defalarca ifade etti. Hatta hakkında bir çok konu ve karitürden ötürü bir çok dava olduğunu eğer dergiler eleştiri işlevini yapamıyorsa neden davalık olduklarını sordu.

Tuncay Akgün'ün de yarışma karikatürcülerinin çoğunun bir dönem karikatürlerinde %90 Barış Güvercini temalı karikatür çizdiğini söylemesi hemen tepki aldı, bu oranın çok, çok abartılı olduğunu dinleyicilerden bir bey belirtti. Sanırım Tuncay Akgün de bu oranı çok fazla olduğunu vurgulamak için söyledi, yoksa resmi bir araştırmaya dayanarak söylemedi. Ancak evrensel karikatürlerde, barış temalı görsel neredeyse her karikatürist tarafından defalarca kullanılmıştır.

İşte yukarıda belirttiğim şablonlara sokma bundan ötürü yanlış. Şablonlarsak mizah ilerlemez, dönüşüm gösterip kendini günün şartlarına uyarlanamaz gibi geliyor.


Beni şaşırtan ikinci konu, Tan Oral gibi bir üstadın, gerçek anlamda karikatür ve mizahın artık bitmeye yakın olduğu ve kendisine çocuklarının karikatürle ilgili olduğunu söyleyen kişilere "Aman karikatür işine sakın girmesin!" tavsiyelerini verdiğini söylemesi.

Amacı karikatürü anlatıp yaymak, tanıtmak olan bir KARİKATÜR EVİ'nde onlarca çocuk veya büyük karikatür ilgilisi gelmiş dinlerken ve atölyelere katılırken 60 seneden fazladır karikatüristlik yapan dev bir karikatürist bunları söyleyince bundan ayrıca dersler çıkarmak lazım.

 Vallahi Akdağ Saydut üstadımızın başka bir konuda bana söylediği gibi ben de bu konuda ŞOK OLDUM ne diyeyim!
Söyleşi sonrası konuları bitiremedik bile, sorular ilgiler devam etti.
Kimi si arkada Tan Oral'a bir şeyler sordu, kimi si Tuncay Akgün ile sohbete ve fotoğraf çektirmeye geldi.

Akdağ Saydut'u da minik bir ilgili yakalayıp ayaküstü çizim yaptırdı.

03 Ekim 2016

KADIKÖY MİZAH EVİ AÇILIŞI


Nihayet Kadıköy Belediyesi'nin tarihi bir köşkü restore ederek Karikatür Evi olarak düzenlediği bina açıldı.
Bina gerçekten çok güzel.

Yener Çakmak ufak bir karikatür performansı sergilerken.

Bir çok karikatüristi de eğitmiş olan Raşit Yakalı üstadımız.

Önemli karikatürcülerimizden Muhittin Köroğlu ve Oğuz Gürel.

Benim de aynı dergilerde çalışma fırsatı bulduğum Musa Gümüş ve Hakan Çelik. 



Kamil Yavuz belki de o binada ileride eğitim vereceği geleceğin çizerleri ile TV'ye demeç verirken.

Oğuz Gürel üstadımız 30-40 kişiye bina kapanışına kadar hızlı ama güzel portreler çizdi.

Açılış sonrası 2 gün, mizah eğitim atölyeleri, animasyon film gösterileri ve mizahçılarla söyleşileri ile hareketli bir açılış etkinliği gerçekleşti.


01 Temmuz 2016

Munch tablosu Scream ve oruç tutma alışkanlıklarımız...

 Munch'un ünlü tablosu Scream'i biraz deforme ettim, hoş etmeyen, herşeye kullanmayan kalmadı ya zaten:)
Yemek ve içkiyi gören müslüman biraz çıldırmış:)



Ancak bunu kısmen doğruluğu var. Yazımı sonuna kadar okursanız onu da açıklıyorum.
Bilirsiniz Ramazan ayında oruç tutanlar, bazı konularda hassaslar. 
Biz çocukken, oruç tutmadığımızda bile bize sokakta yemenin (özendirecek tarzda yemenin diyelim) ayıp olduğu söylenirdi. 
Öyle ki sokakta annelerimi;
"Çocuksun, sen ye!"
dese bile ağzımıza çabucak tıkıştırırdık simidi, kimse görmesin, ayıplamasın diye.
Ancak bu durumda gören oruç tutanlarda yerken görse bile hoşgörülü davranırdı yiyene, sessizce kafasını çevirir, yiyen rahatsız olmasın diye uğraş verirdi sanki. Bilirdi bir sebebi vardı.
Ama günümüzde olay değişti, keyif için yenen şeyi, göze sokarak yeme başladı sanki, tabi keyiften ye, sorun değil ama oruç tutan birine de biraz saygı göster.
Müslüman olmayan komşularımız bile buna dikkat ederlerdi.
Çalıştığım firmalardaki müslüman olmayanlar hele daha bir dikkatliydiler.
Yanımda çay içerlerdi, onlarla dışarı gidip kahve içerken sohbet ederdik bile ki normali bu.
Sokaktaki aç seni yemek yerken görüyor, özeniyor, dilenemiyor ama aç veya senin yediğin, iskenderi, hamburgeri alamayacak kadar fakir.
Sosyal medya daha bir ilginç; yemek paylaşımları hep olur, check-in'ler, şu yemeği yaptım, bu lezzeti şurada içiyorum falan...
Ama bu oruç ayında özendirebilecek görsel biraz sorunlu, hele içki alemindeydik daha karışık.
Kimse kimseye karışmasın ama karışmayacak diye de bu kadar olur mu bilmem.
Sonuç olarak çıldıranların abarttıkları oluyor, ama biz sosyal medya kullanıcıları da biraz abartıyor olabiliriz:)
Ha, sen yine paylaş canım, gündüz vakti şu kahvecideyim, öğlen yemeğinde şu ünlü restorantda şu lezzetleri tattım, sorun yok.

20 Haziran 2016

Muhammed Ali çizimi

 Bir ara ölümünden sonra başladığım ama işlerden bitirme fırsatı bulamadığım (hala da tam içime sinmeyen) Muhammed Ali çalışmam. 
Float Like A Butterfly, Sting Like a Bee! 
Kelebek gibi uçarım, arı gibi sokarım! 

Kişiliği ile hem felsefi hem mizah malzemesi yaratabilmiş bir karakterdi Muhammed Ali, epey süre ekmeğini yemiştir mizahçılar ve neşeli halk, daha epey süre de yerler:)







16 Mayıs 2016

Yeniden Düşün Sergisi Canlı Çizim Performansı

Kuratör Isik Gencoglu'nun Yeniden Düşün adlı sergi açılışı vardı bu akşam. Ben sergiye eseri canlı performans sonunda verdim.





Özel bir rulo bant kağıt kullanan çizim masasında 2-2,5 saat bir sürede Mimar Sinan Güzel Sanatlar da eskiz sınavı oluyormuş gibi bir çizgi eser yaptım.




Aslında konu "Yeniden Düşün" ya, işte bu noktasından basmak lazım dedim damara!
Baktığımız bu harika sergi mekanı ve sergilenen eserlerin gerçeklerini görebiliyor muyuz? 
Bir üst algıda Matrix kapsullerinde, kızılımsı plesanta sıvısı içinde uyanmamış bizler var mı acaba? 
Baktığın eserleri "Yeniden Düşün"dün mü acaba?

Bu açılış etkinliğini başkasının gözünden, belki benim gözümden gör diye çizdim 2,5 saat:)







Uyanan Neo'yu, Ajan Smith'i, White Rabbit'i unutma diye çizdim.


Ana tema "Follow The White Rabbit!" ama ben resmimdeki Kırmızılı Kuratör'ü takip ettim:)



Bu fotoğraf, ben çizim yaparken yanıma gelip, göz ucuyla resmimi inceleyen, sergi binasının gece görevlisini işaret ettiğimiz an.
Görevli resme bakıp, "Bu binayı çiziyorsun değil mi?" dedi.
Sonra "Abi, beni de kapıya yakın çizersin değil mi?"diye ekledi.
İşte ben o fotoğrafımızı çekerken resimde onu işaret ederken bir poz:)