Bu Blogda Ara

25 Nisan 2009

Gırgır Dergisi Savaş Köşeleri; Behiç Pek'den Biraz da Savaşalım

Usta çizerimiz Behiç Pek'in imzasını taşıyan köşe savaşın, askerlerin garip ama esprili hayatını çok iyi yansıtan bir köşe idi. Devamlı füzeler, komutanlar, yuvarlak ve sivri kafalıklı kasklar takan, temsili iki asker gurubu olurdu.

Sinirli komutanlar, saf, beceriksiz veya işbilir askerler ile bezenmiş akılcı espriler bazen savaş karşıtı mesajlar da içerirdi.

Behiç Pek, Gırgır ayrılmaları yaşandıktan sonra yönetiminde de olduğu Pişmiş Kelle Mizah Dergisi'nde de bu köşeyi devam ettirmiştir.

Behiç Pek, aynı zamanda Muhlis Bey tiplemesinin espri yazarı ve Fırt Dergisi'nde de sinirli şahıs Zalak Mahmut tiplemesinin çizeri idi. (Muhlis Bey bölümünü ileride ayrı işleyeceğim)
Pişmiş Kelle Dergisi'ndeki performansı ise hayran kalınacak türdendi. Her hafta bir dergilik sürü espri bulup, bir çoğunu da çizerek neredeyse yarım dergi hazırlardı. Bu bölümü hazırladığım 2009 Nisan ayında halen Leman Dergisinde çizer hayatını sürdürmektedir.
Bu arada Gırgır'da aynı dönemlerde yayımlanan diğer bir askeri temalı ve çok tutan Mort Walker'ın HASBİ TEMBELER bant karikatür köşesinden de örnekler verelim.

Hasbi, adındandan da anlaşılacağı üzere tembellikle vakit geçiren, şişman çavuşunun sıkı takibine rağmen her işten kaytarmayı bilen bir er idi. Yumuşak huylu general, Türk askeri yapısına ters güzel kadın sekreteri ve diğer yan karaterleriyle iyi bir bant serisiydi.

Gırgır dergisi inceleme devamı; Bayan çizerler

Bayan çizerlerin çizdiği köşenin adına aldanmayın; "Biz Bıyıksızlar" adı altında köşeyi sadece bayanlar değil erkeklerde takip ederdi.

Bu arada zamanın çılgın tiplemesi; Özden Öğrük'ün Çılgın Bediş de önemli bir mizah karakterimizdir.


Bu tipleme daha sonra TV dizisi olarak çekildi ve epey ilgi gördü. Aynı zamanda Türk mizah tiplemelerinin (iyi aktarılırsa) TV de iyi başarılar elde edeceğinin isbatı da oldu.

Oyuncu kadrosunda Bediş rolünde; o zamanlar popülerliği fazla olan Yonca Evcimik, Bedişin erkek delisi arkadaşı Mükü rolünde; Çiçek Dilligil, yakışıklı Oktay tipi rolünde; Cenk Torun vardı.

Bediş'de diğer önemli karakterler de ilgi odağıydı; çirkin, çelimsiz tipli Banu ve Bediş'in ilginç dedesi Necmi Dede v.s.

Biz Bıyıksızlar da çizen isimler şöyle sayılabilir;Ramize Erer, Gülay Batur, Eda Oral, Meral (Onat) Durak (Bazı isimleri unuttuysam affola)

Eda Oral, Meral Onat ve Ramize Erer daha sonra Hıbır Dergisi'nde de yeraldılar. Hıbır da aynı köşelerini çizmeye devam ettikleri gibi asıl ustalıklarını burada ortaya koyma fırsatı buldular.

Gülay Batur, bir süre, Oğuz Aral ile Simavilerin arasının bozulması ile Ertuğrul Akbay'a inadına satılan yeni oluşum Gırgır dergisinde yeralarak çizer hayatına devam etti.
Meral Onat Hıbır dergisi sonrasında bir iki dergide daha yeralmış ve birkaçta kitabı yayımlanmıştır; Kadınlar Hamamı (1996 / Sen Gülümse (2001) olarak biliyorum. En son kitabı olarak bldiğim Çanakkale Geçemediler (2007)olmuştur. Ve Meral Onat Kutlar bloguma not ileten Değer İskender'in bir katkısı olan yorumu ekliyorum;
"Bu kitap hakkında eleştirmenler ve tanıtım yazarlarınca; hakkının yenildiği de belirtilmeli. Kitaplar baştan sonuna dek sürekli olarak salonda ve mutfakta olguların nedenlerinin ilmi açıklamaları ile özellikle uzun uzadıya konuşan birkaç kadın ve akşam eve yorgun argın gelen kocası veya kardeşlerinden ibaret halde. Bu şekilde çevredeki düzeltilmek istenilen arabesk gürültü; daha sanatsal ve ilmi başka bir gürültüyle önlenmek isteniyor."


Ramize Erer ise Leman dergisi sonrası Radikal Gazetesi'nde Tehlikeli İlişkiler bant köşesinde çizim hayatına devam etmektedir. Eşi Nadide ve Kötü Kız gibi önemli karakterleri vardır. Özellikle Eşi Nadide de kendine güvenen, kocası ile ilişkileri iyi bir kadın tiplemesi yanında, onun evine temizliğe gelen, kocasına ve hayata karşı daima ezik tiplemesi ile de Türk kadınını iyi irdeleyen bir öykü kurgulamıştır. Ramize Erer'in, Evlilik, Kötü Kız, Tehlikeli İlişkiler isimli kitapları bulunmaktadır.

Kimileri Kötü Kız tiplemesi için İlişkiler köşesi çizeri Mehmet Ersoy tarafından benzer tiplemenin daha önceleri yaratıldığını bahsederler. Ama konuyu işleyiş açısından iki çizer arasında farklar vardır tabi. Ramize Erer aynı zamanda karikatürist Tuncay Akgün (Leman Dergisi, Bezgin Bekir tiplemesi çizeri) ile evlidir.
Gırgır'ın kadın mizahçılara, kendi yaşam tarzlarında espriler açısından serbestlik vermesi önemli bir anlayış yaratmıştı. Zaten Gırgır'ı bulunduğu sevilen konuma taşıyan, her kesime tam keyif verebilmesidir bence. Ancak bazen kadın çizerlerin, sadece kadın konularında espri bulacağız diye zorlama espri ve tekrara düştüklerini de çevremde çok duymuştum. (Bunlar belki de erkek bakış açılarını yansıtıyor olabilir)

14 Nisan 2009

ADİY-YOS! İNTİHAR MİLİ KAZANDIRAN KART

Bu Uçuş mili kazandıran kart furyası da krize ilaç gibi geldi. Millet işten çıkarılmış, kirasını ödeyemez, bakkala, markete borçlu halde daha da borçlansın, uçuş puanı (nereye uçacaksa) kazansın diye bu kartlar alay eder gibi çoğaldı.
Bu arada uçamazlar, harcamazlar dediğimiz halkımız yine beni ekip alır da uçar da, o zaman çizip yazdıklarımı yedirir bana arkadaş.

21 Ocak 2009

BURASI TÜRKiYE! BURDAN ÇIKIS YOK!

11 saat bekleyen Ümit, donarak öldü

Uludağ'da kaybolan üniversiteli, 11 saat sonra donmak üzereyken bulundu, hastane yolunda öldü. Talihsiz gencin babası, "Oğlumun yerinin belirlenmesi için savcılık kâğıdı istendi. 4 saat sonra nokta belirlendi ama çok geçti" dedi..
GSM şirketi ise, "operatörlerin müdahalesi yasalar gereğince mümkün değildir" ifadesini kullandı.

Tuna ÇAM -BURSA SABAH
21.01.2009



Ancak iş başka türlü (!) telefon, ev, ofis dinlemeye gelse tüm izinler ve imkanlar havalarda uçuşuyor. Dünya, bir askeri veya sivili için birçok ülke başka ülkelere operasyon düzenleyip kendi vatandaşını kurtarıyor. Vietnamlara, Çinlere giriliyor, biz de ise dağda kaybolan bir gencin cep telefonu sinyallerine ulaşmak için bürokratik izinler gerektiği sebebi öne sürülerek yaşanan gecikmeye bağlı olarak gence ölü ulaşılabiliyor.

Yuh!

Yazık oldu gence, ama dediğim gibi;

BURASI TÜRKiYE! BURDAN ÇIKIS YOK!

31 Aralık 2008

HOŞT 2008 HOŞT !

2008'in pek hayırlı geçtiği söylenemez ... sanırım her kesim bu yıl da darbe gördü...
çok BUSHluk yaşadık bu yılda... yani iyi ki gittin 2008 dememek için kendinizi tutmanıza gerek yok... ben de kendilerine buradan bir kere daha huzurlarınızda "HOŞT" diyor selamlar ediyorum.



İyi ki geldin 2009, sağlık, mutluluk, barış getir ve sakın götürme olur mu...
2009'dan ben bunları istedim, ya siz? Bir emriniz var mıydı?

21 Ekim 2008

Ülkenin geleceğini çizeyim dedim, elim buna vardı

Ülkenin geleceğini çizeyim dedim, elim buna vardı. Hani karamsar olmayayım diyorum ama ne çare!!!
Geleceğimizi parlak görme lüksünü epeydir yitirdim. İnşallah, maaşallah, evelallah ile iş yürümüyor. Somut bir şeyler görebilsem benimde karamsarlık şekerim fırlamaz böyle.

29 Temmuz 2008

Başbakan Erdoğan'ın bir AKP toplantısı sırasında Aydın Doğan ve medya grubu hakkında başlayan açıklamaları ağızları açık bırakacak nitelikteydi.
Bir başbakanın basın ile tehdit nitelikli " Benim ve partim hakkında bir sürü asılsız şeyler yazıyorlar, daha yazarlarsa ben de birşeyler açıklarım ha! " şeklinde polemiğe girmesi her yönden ilginç bir atak olarak karşılandı.

Basın ile siyasiler her zaman karşı karşıya gelir ama Aydın Doğan veya başka birinin bir haltlar yediğini, bir siyasi kendi hakkında yazılanlardan dolayı rahatsız olunca (kuyruğu sıkışınca) yazması garip tabi ki.

Bu mu siyasi dürüstlük anlayışı anlayamadım.

Tabi Aydın Doğan da benim sıcak baktığım biri değil, onu da belirteyim. Bir gazete patronu ve iş adamının yapması gereken ayak oyunlarını iyi beceren biri olduğunu tahmin ediyorum (!)

Bence biri kara ise öbürü de siyah bunların!

02 Temmuz 2008

Geri kalmışlık için bir iki çizim yaptım.

Biri adı çıkmış bir İstanbul semti. Tabi yaşayış ve giyim tarzları bu adı çıkmışlığa destek oluyor; Çarşamba.




Bu çizim de altında neler gizli bilinmez bir giyim tarzının esprisi. Tabi keşke ninja çıksa, bence zihniyet çıkıyor ki Ninja teşkilatından daha büyük tehlike olabilir, yani DİKKAT!

14 Şubat 2008

St. Valentine - Sevgililer - Gününüz Kutlu Olsun!

Efendim, Sevgililer Günü dolayısıyla gazeteler, internet vs hep promosyon indirim ilanları ile doldu. Hatta e-postalar böyle mesajlarla taştı.
Ama böyle günde sevgilisi olmayanlar var tabi. Onları da düşünecek kampanyalar düzenlememiz iyi olur haliyle :)))

18 Ocak 2008

Türban siyasi simge mi tartışmaları...

Başbakan Erdoğan, bu sıralar işi gücü bırakmış türbanın siyasi simge olup olmadığı meselesine eğilmiş.
Tek sorunumuz bu ya ondan. Ayrıca siyasi simge olsa bile serbest kalması için bir şeyler yapmalıyız da diyor.

Hayırdır! Her konuda böyle kararlılık göremiyorum bu hükümette ama bu konu öneemliiiii!

19 Aralık 2007

Ünlü Piyanistimiz Fazıl Say ve Türban...

Dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say, Türkiye’de İslamcıların seçimi kazandığını, bakan eşlerinin türban taktığını belirterek, Türkiye’den ayrılmayı düşündüğünü söyledi.



Ben de kendisine özel bir piyano çizdim. Yorum sizlerin...

30 Kasım 2007

Fermuar ve Uykusuz mizah dergileri birleşiyor...


Mizahçı arkadaşım Bülent Üstün'den gelen son habere göre Penguen ekibinden ayrılarak kurdukları mizah dergisi Fermuar ile onlardan sonra kurulan Uykusuz dergisi birleşme kararı almışlar.


Bülent Üstün'ü "Kötü Kedi Şerafettin"'den bilirsiniz ve abisi Cengiz Üstün ile Üstün Brothers olayının marka yaratıcılarıdırlar :))
Son zamanların takip edilen işlerine imza atan iki dergi kadrosu daha da güçlü mizah harmanı ile bayilerde olacak...
Bu hafta Üstün Brothers, Uykusuz'a çizmişler bile. Haftaya Emrah Ablak (köşesi Tübitak harika bir mizah tazıdır), Hakan Karataş, Cihan Kılıç gibi isimler de sizlere mizahlarını iletirken "Uykusuz" kalacaklarmış :))



Umarım bu birleşim mizah dergilerinin başarısına başarı katar...

15 Kasım 2007

Atilla Atalay ve Gırgır'daki yazılı mizah


Aslında Atilla Atalay'dan önce Gırgır'da İsmet Çelik'in yazılarını incelemek gereklidir.
Atilla Atalay ondan sonrası kuşağı içinde mizah dergilerinde sivrilen isimlerdendir.
Ve kendisi Suavi Sualp ve İsmet Çelik'ten her zaman büyük saygı ile bahsederdi. Onun zamanında Oguz Aral'ın ve kendisinin tabiriyle "Sayfada gedik var" demesi ile karikatürler arasında bir yazı alanına yer kaldığı ve buraya gerekli mizah yazısının yazılma ihtiyacı anlatılırmış.
Yani biraz yere göre doğaçlama yazılan yazılar zamanıymış.
Daha sonra mizah yazıları oturdu ve Atilla Atalay'ın yazı köşeleri oluştu.
Bu köşelerden en önemlisi "Haftanınlakırdılukurdusu" idi. Görsel biraz kötü idare edin.

Bu köşede haftanın önemli olayları, güncel konular, güncel laflar, geyikler vs en komik repliklerle dönerdi.
Bir de Atilla abinin yazı tiplemeleri vardı. Bunlar arasında Fırt'da Eray, Gırgır ve Hıbır'da Sıdıka, Leman'da Sıkılhan vb olarak sayılabilir. Bir de bunları vinyetler ile yaşatan bir çizer yanına bir çizim yapardı ve tip artık kafanızda canlanırdı.
Sıdıka çizimlerinde en oturmuş olanı Latif Demirci'nin çizimidir. Kitap kapaklarının bazıların da onun çizimleri vardır.

Sıdıka aynı zamanda TV dizisi olarak ShowTV'ye de epey bir dönem hazırlanmış ve epey sevilmişti. Niye bitti bilemem ama yine olsa sevileceği kuşkusuz.

Dizinin girişindeki jenerik çizimleri yine Latif Demirci tarafından hazırlanmıştı.
Bu arada Sıdıka'dan önce yayımlanan Yılmaz Erdoğan'ın Mükremin ve ukala derecesinde bilgili kızkardeşi de Atilla abinin Sıdıka'sına çok benzer ve Sıdıka'dan alıntı olduğu söylenir. Doğruluğunu bilemem ama senelerce Sıdıka okuyan insanlar normal bir mahalle kızı olmasına rağmen fazla biligi tiplemesi ve Mükremin gibi sert bir abi tiplemesi ile Demet Akbağ-Yılmaz Erdoğan'ın tiplemeleri sanırım bu temadan bilinçaltında biraz etkilenmişlerdir.
Ama Atilla Atalay sadece köşe ve gedik yazıları ile kalmadı ve ilginç fotoğraflar ile bunlara yazılmış komik yazılar gurubu kullanarak başarılı sayfalar oluşturdu.
Kendi blogunda zamanın telefon şakaları döneminden çıkma "Görevimiz Tehlike" görev kasetleri sesli komiği di ilginçtir (blog ismi aşağılarda var)
Atilla abi yine kendisi gibi yazarlar yetiştirme konusunda da epey aktifdi. Osman Şayan ve Alper Atalan isimli iki kişi Hıbır Dergisi zamanında onun tarafından yetiştirilmiş ve yazılarıyla köşe bulma şansı yakalamışlardır. Sıdıka dizi senaryosunda da Atilla abiye yardımcı olmuşlardı bildiğim.
Hatta Alper Atalan da Show TV'de 2007'de yayımlanan Kısmetim Otel dizisininde senaryosunu hazırlamışdır.
Bir de Sanal Uyku adlı kitabı var diye biliyorum.

Atilla Atalay'ın kendi hazırladığı blog da da kurucularından olduğu ve idaresinde bulunduğu Hıbır üzerine belgesel tadında bilgiler vardır.
http://atillaatalay.blogspot.com/

Atilla abinin, Hıbır, HBR Maymun ve Şebek dergileri zamanındada da çok aktif rolü vardır.
Yazilarina halen Leman gurubunda devam etmekte ve sayısız kitabı piyasada bulunmaktadır.
Bir kitap fuarı sırasında kendisine rastlayıp kitaplarının bir kaçını imzalatmıştım hatta. Ama sonra senelerce beraber çalıştık ama yeni kitaplarını imzalatmayı unuttum sanırım.

Metin Demirhan yaşamını yitirdi...


Geçen ay bahsettiğimiz üzere arkadaşımız Metin Demirhan, beyin kanaması sonrası 20 günlük beyin kanamasına bağlı koma durumundan sonra 1 Kasım günü yaşamını yitirdi.

Metin abi, Çarşaf, Fırt, Gırgır ve PişmişKelle gibi dönemin önde gelen yayınlarında profesyonel çizerlik yapmıştı.

“Kozmo Fare”tiplemesi ve Heavy Metal dünyası çizgileriyle de çizer olarak bilinen Metin Demirhan, Türk ve Dünya Sineması araştırma ve konuyla ilgili kitabı ile bilinirdi.


Metin Demirhan hakkında Yeni Şafak Gazetesi'nden Ali Murat Güven'in bir yazı linki ektedir
http://www.yenisafak.com.tr/sinema/?t=01.11.2007&c=17&i=77377

Metin abinin kendisini oluşturduğu sinema üzerinede iki blog sayfası vardı, linkleri ekte;

http://www.maskeveyumruk.blogspot.com/

http://fantastiksinema.blogspot.com/

31 Ekim 2007

Karikatürist Metin Demirhan beyin kanaması geçirdi...



Biliyorum , epeydir blogumu yenileyemiyorum ama bazı önemli haberleri de sizlerle paylaşmaya çalışıyorum.
Çizdiği metal tiplemeli karikatürleri, çizgi romanları ve sinema üzerine yazdığı kitaplarıyla tanınan çizer arkadaşımız Metin Demirhan, beyin kanaması geçirerek, hastaneye kaldırıldı.
Haberi ilk olarak Uykusuz Mizah Dergisi'nde okudum.
İnternette yaptığım araştırmalara göre Metin Demirhan'ın kısmi felç geçirdiğini öğrendim.
28 ekimdeki bir habere göre de iyileşme sürecine girmiş, umarım bir an önce iyi olur...
Metin Demirhan, Abdulkadir Elçioğlu ile mizah dünyasında Rock ve Heavy Metal müziği üzerine bilinçli çizim yapan karikatüristlerimizdendi.

Umarım bir an önce iyi olur...

18 Temmuz 2007

Orhan Alev vefat etti...

Gırgır'ın usta espricilerinden Orhan Alev vefat etti. Orhan abinin 15 Temmuz 2007 tarihinde vefat etmiş olduğu http://mizahhaber.blogspot.com/ blogundan 16 temmuzda benim e-posta adresime gelmiş ama spam olarak bakmadıklarımdan birinde kalmış. Daha sonra detayları da http://damdakimizahci.blogspot.com/ blogundan aldım.
Kendisi hastanede kanser tedavisi görüyormuş, detaylarını linklerini verdiğim mizah blogları uzun uzun anlatmış. Tüm mizahçıların ve Orhan Alev esprileri ile büyüyenlerin başı sağolsun.
Orhan abi ile çok uzun beraber çalışmadım, amatör iken gidip gelirken onun sessizce çalışma yaptığını gördüm o kadar. Ama hepimizi onun espri anlayışı elden geçirip bugünkü espri anlayışımıza varmamıza yardımcı oldu diyebilirim.
Orhan Alev esprilerinden bir kaç örnek koymak ve ustayı anmak isterim...

Bu Fırt mizah dergisine hazırladığı bir kapak esprisi, bir çok kapakta onun esprileri vardı zaten.


Bu da Fırt taki ünlü tiplemesi Stero Seyfi. Buradaki çizgiler Şevket Yalaz'a ait, ama bir ara sanırım ilk başlangıcını Ergün Gündüz çizdi. Ergün'ün olmadığı zamanlarda Şevket abi onun yokluğunu hissettirmeyecek kadar usta idi tabiki.


Tabi ona ait bir çok da tek kare espri vardı iç sayfalarda, Orhan abi bulunduğu dergilerin mizah yönetmeni olurdu zaten. Haftada bi kaç sayfalık öykü 3-5 tek kare esprisi, bir de kapağı olurdu onun. Tek başına bir dergiye espri yetiştirirdi adeta.

05 Temmuz 2007

Utanmaz Adam çizimleri ve asistan çizerler

Utanmaz Adam tipleme örnegi Oguz Aral'ın Ergün Gündüz ile beraber bir çalışması. Ergün Gündüz kurşun kalem ve çinileme (mürekkepleme) desteği vermiştir sanırım.



Ergün abi epey bir zaman Oguz ustaya asistanlık yapmış ama artık yetenekleri iyice bilenince adı da Oguz Aral'ın yanında üst alana yazılmış tabi. Oguz Aral tabi idari işlere de bulaşınca genç yetenekleri yetiştirirken ona yardımcı olarak da yanında alıkoyardı.
Aynı asistanlık olay, kardeşi Tekin Aral'ın "Tarzan ve Arap Kadri" öykülerinde asistanı Latif Demirci de yaşanmıştır. Ama onun adı yazı bandına yazılmışmıydı hatırlayamadım.
Ben de bir ara "Eşek Herif" tiplemesi espri ve çizimlerinde Hasan Kaçan'a ve sonrasında "En Kahraman Rıdvan" tiplesi çinilemesinde Bülent Arabacıoğlu'na asistanlık yapmıştım.
Yani bu tür asistanlık dönemleri bir çok çizerde olabiliyor.