Bu Blogda Ara

31 Aralık 2010

Yeniyıl...2011...


Yeniyılınız istediğiniz gibi olsun! Umutlarınız gerçeklere dönüşsün!

18 Eylül 2010



En kahraman Rıdvan'ın 1.nci kitabı 22 Eylül'de kitapçılardaymış, ben sıradayım:))

http://www.facebook.com/home.php#!/pages/En-Kahraman-Ridvan/140228115989865

07 Eylül 2010

KİMDİR "EN KAHRAMAN RIDVAN" VE BÜLENT ARABACIOĞLU


Rıdvan, saf mı saf, temiz mi temiz bir mahalle delikanlısı.
Ne kadında ne içkide gözü var.
Tek derdi insanlara kahramanlık derecesinde yardım edebilmek.
Zamanın kahramanları Zagor, Teksas, Yüzbaşı Tommiks, Sihirbazlar Kralı Mandrake v.b. tipleri kendine örnek alan ama örnek almayı abartıp yanında onların yapabileceği herşeyi de yapabileceğini zanneden bir vatandaş.

Ne var ki Bülent Arabacıoğlu'nun iyi kurgulanmış örüntüleri ile öykü de tesadüflerle işi kotarıyor ya da (çoğunlukla) bazen batırıveriyor. Tabi safımız batırdığında, eksiği kendine değilde mutlaka başka birşeye maledip tam moralle tam kahraman sanmaya devam ediyor kendini.

Böyle büyük bir kahramanın (!) tabi ki bir kahramanlık kıyafeti de var; önüme dikiş izleri belirgin şekilde beceriksizce tutturulmuş bir kemik görselinden ibaret bir tişört, çoçuk pantolonu tarzı alttan düğmeli bir tulumumsu bir pantolon ve spor ayakkabılar da kahramanlık yaparken rahatlık sağlasın diye :))
Bir de narası var ki onu da herkes hatırlar; Ku-Ku-Ri-Kuk-Kuuuu!
Sanırım çoğumuz, zamanın çizgi öyküsü Zagor Tenay'ın "Ahyaaaak" narasını hatırlar. Bu da günümüz tabiriyle onun "çakması".

En Kahraman Rıdvan'ın ilk kitabı yakındaaaa!!!


Bülent Arabacıoğlu ustamızın Gırgır Mizah Dergisi'nde yaratıp çizgileriyle hayat verdiği safi saf kahraman "En Kahraman Rıdvan" ilk kitabıyla yakında piyasada olacak.

Uykusuz Mizah Dergi Gurubu'ndan piyasa çıkacak kitap baskıya hazırlandı, kapak da hazır. Ekteki görüntü kapağın son hale yakın taslaklarından biri.
En Kahraman Rıdvan'ın ilk hikayesi "Pislik" ile başlayan bu çizgiroman serisi diğer öykülerin baskıya hazırlanma sürecine göre çizgiroman dünyasına kazandırılması planlanıyor.
Zamanında Rıdvan'ın bir öyküsünde de kendisine mürekkepleme işleminde (çizgiciler arasında çinileme denir) yardım ettiğim Bülent Abi ile daha yakın iş ilişkilerine girmiştik. O öyküde çinileme işini Bülent Abi gibi bir usta tadında becerememiştim belki ama ustamızdan da çok şey öğrenmiştim.
En Kahraman Rıvan'ın çizgi dünyamıza ve ustam Bülent Arabacıoğlu'na hayırlı olmasını dilerim!
O.K.

30 Haziran 2010

Endüstri Tasarım içeren karikatürlerim


Evet belki karikatür ile epey zaman ilgilendim, ancak benim eğitimini aldığım meslek; Endüstri Ürünleri Tasarımı hep aklımın bir köşesini meşgul etti.
Tabi mezuniyetime yakın dönemde aklım okul projeleri ile meşgulken bulduğum esprilere de yansıyordu.
İşte geçtiğimiz hafta meslek kuruluşumuz ETMK'nın düzenlediği tasarımcıların hobileri meslekleri ile etkileşimdemi temalı tasarımcıların hobileri sergisine hazırladığım pano.
Nedense ölü yıkama makinesi ilgi çekti:))
Sergi Taksim-Galatasaray da Birnokta etkinlik merkezinde; Yeniçarşı No:26/3 adresinde sürmektedir.

Eh birazda günümüzden...Aşkı Memnu...Bihter-Behlül


Eee, bu son dizi manyaklılkarı beni canımdan bezdirdi. Romanını sevdiğim, küçükken dizilerini seyrettiğim bu eski roman uyarlamaları TV'ye girdiğinden beri pek alışamadım, ne diyeyim.
İşte çevremde devamlı geyiği dönen, çok bayanlar tüketen, TV karşısına kilitleyen bu dizilerden Bihter ve Behlül'ün Türk aile sistemine aykırı, terbiyesizce aşklarını anlatan, tüm amca ve dayıları yeğenlerinden soğutan dizi; Aşk-ı Memnu...

Bana izlemeden öğğğ getirten bu diziyi izlesem bir de o zaman görün halimi...

Sarkis Paçacı


Bu sefer baside indirgenmiş ve her kesimce anlaşılamayan espriler köşesi çizeri Sarkis Paçacı'ya değineceğim.
Benim için gizli kahraman denebilecek yetenekte biriydi. Esprileri derin, siyasi, seksi, basit, karmaşık; yani çeşitliydi.
Köşesini severek okur ve bazen de erkek-kadını doğal işlemesine hayran olarak incelerdim. Basit ama ustaca çizgilerle her konuyu anlaşılır şekilde çizebilirdi.
Ayrıca ülkenin doğu kesiminden tiplemeleri ve yaşamlarını da araya iyi serpiştirirdi.

Aykırı esprilerin olaması, okurken espriyi arayıp bulmam okurken zevk alma sebebimdi. Bir iki örnek köşesi yazılarımı açıklayacaktır sanırım;

Hasan-Ergün sayfası


Bu sayfa esprileri Hasan Kaçan ve çizimi Ergün Gündüz'e ait olan bir sayfaydı.
Heten Keçen olarak da bilinen (!) Hasan Kaçan'ın mizahi bakışı, Ergün Gündüz'ün kıvrak ve günü yansıtan kıyafet, saç, güncel tipleme başarısı ile yansıtılınca gerçekten sevilen bir karma oluştu.

Şahsen ben de bu sayfayı epey severek okurdum. Ergün Gündüz'ün çizgi kıvraklığı beni hep cezbetmişti. Bazı çizerlerin tarzı kadar uçuk değildi belki ama tipleri güzel di. Yakışıklı olan yakışıklı, güzeli güzel, çirkini çirkindi bir kere. Bazı tarzlarda güzeli bile çirkindir, bu çizgi öyle değildi bir kere. Aynı zamanda bir spor ayakkabı çizilecekse vitrinde gördüğünüz son, bilinen modellerden olurdu. Atkı son desenlerde, etek son moda kesimde, yani yaşayan çizgilerle olurdu. Çoğu çizim stilize olup son modelleri anımsatmaz bile. Ya da 30 senedir çizilen klasik tarzdadır. Ama Ergün abinin çizgileri sizi sokaktan çizgilerle yakalardı.

Ergün Gündüz zamanında yurtdışı deneyimleri de olan bir çizerdi ve çizimleri birçok yurtdışı sergi, website v.b. sunumlara katıldı. Özellikle suluboya tarzı ile hoş etkiler yakaladı. Ressam olarak eğitimini tamamladığı için iyi bir estetik altyapısı vardı ve bu altyapıyı iyi kullanıyordu. O mizah esprileri bulma işini bırakıp kendini çizime konsantre etmişti. Espri bulmuyor denemezdi, o işi yazarlara bırakırdı ama çizgisiyle, detaylandırmasıyla işe iyi bir yorum katardı.
Doküman kullanmayı severdi ve estetik unsuru yüksek görsel kaynakça kullanıp estetiğini kendi sitiline çok güzel adapte ederdi. Masası hep çizim dergileri ve fotoğraf içeriği bol kaynak dergi, kitap vs ile dolu olurdu.
Bu çizgi yeteneği ve aşkı ile mizah yanında çizgiroman dergilerine de önayak oldu.
Sanırım ilk RR (Resimli Roman), sonra Joker ve Akrebin Gölgesi serisi. Ancak piyasa şartları bu kaliteli kağıda basılı dergilerin yaşamasını sağlayamadı.
Ergün abi ile de daha Gırgır sonrası dönem dergilerde çalıştık; Hıbır, Hugo, H.B.R. Maymun, Şebek, HoBoR.

Hasan Kaçan esprileri ise güldüren, yeren, iğrenç, duygusal, şaşırtan esprilerdi.
Bir espriciden ne isterseniz o kadarını verebilirdi Hasan abi. Benim üzerimde de epey emeği vardır sağolsun. Emek verirdi ama karşılığını da almayı bilirdi Hasan abi.
Yaptığı işlere tazını da koyardı. Gırgır sonrası kurulan Hıbır Mizah Dergisi'nde yönetimde olanlardandı. Hıbır sonrası da Ustura adlı bir degi kurdu ama çok uzun yaşamadı bu dergi. Gazete günlük mizahi yorumu da yaptı. Sonra bilindiği gibi Ekmek Teknesi TV dizisini de yaratarak iyi televizyon başarılarına imza attı. Bir de Şans Yolu adlı yarışma programı sunmuştu. Cem Yılmaz'ın Arog filmin de de oynadı. Yani yine mizah için de bulundu ve edecek bence.

Bu usta esprici ve çizer karması sayfalar hep ilgi çekti ve farklı tadlar ortaya koydu diyebilirim. Günümüzde Fatih Solmaz-Bahadır Baruter karması Lombak sayfası buna örnek sayılabilir.

24 Kasım 2009

Telekulak engelleyici!


Dinleme engelleyici olarak su geçirmez telefonlar işe yarıyor, ancak karşı taraf da suda şifrelenmiş konuşmayı anlamalı:))

22 Kasım 2009

Müebbet Muhabbet Dergisi'nden bir iki iş daha...

Hani şu temassız kredi kartları var ya, aksilikler olabilir mi görün:)

Ha sonra iptal ettirmesi de kolay değil tabi(bu karikatür Dıt Kart markasını direk karşımıza almış gibi olmayalım diye dergide yayımlanmadı, ben sadece iptalin zorluklarını anlatmayı amaçladım, DIT da yerine oturdu)

Robot temalı reklamlar da sevimli yani...

Müebbet Muhabbet Mizah Dergisi'nden bir çizimim.
Bildiğiniz gibi bazı ürünlerde sevimli robot tiplemeleri ile reklam dönemi başladı (geçiyor bile). Birçok elektronik ürün kullanan firma reklamlarında, çocuklara yönelik robot temaları kullanıyor. Ben de çizeyim dedim.
Yeni dergi Müebbet Muhabbet'e kısmetmiş;

04 Kasım 2009

Müebbet Muhabbet 1. sayısı

Derginin ilk sayısı çıktı; yazılar, gaglar, karikatürler, türlü şaklabanlıklar derginizde.



İlk sayının kapağını arkadaşımız Tayyar Özkan büyük bir emek vererek hazırladı.

03 Kasım 2009

Müebbet Muhabbet Mizah Dergisi ile geri döndüm...

2000 yılından bu yana aktif olarak bir mizah dergisinde çalışmamaktaydım ama 4 Kasım 2009 tarihinde piyasaya çıkacak yeni bir mizah dergisi ile "GERİ DÖNDÜM"
Çizerken kendimi biraz daha rahat hissediyor ve değişiyorum sanki :))



Kendilerine özgün tarzları ile Radyo ve TV mizah şovları hazırlayan Cenk-Erdem ikilisinin başını çektiği yeni bir mizah dergisi olan ve programlarının ismiyle aynı olan Müebbet Muabbet Mizah Dergisi'nde karikatür ve mizah hayatıma geri dönüyorum.



Dergi kadrosunda; Cenk Durmazel, Erdem Uygan, Murat Bozkurt, Kutsi Akıllı, Tayyar Özkan, Mustafa Bayramoğlu, Fatih Aksular, Necmi Yalçın, Ümit Kireççi, Fikret Bekler, ben; Oğuzhan Kayan ve birkaç yazar çizer daha olacak.

Mizah dünyasına hayırlı olsun!

01 Ekim 2009

Asi gençlerin evi; Grup Perişan ve Abdulkadir Elçioğlu

Öncelikle Abdulkadir Elçioğlu gördüğüm en iyi rock müzik bilgisi olan kişilerden biriydi. Bir rockçı olunca haliyle tabi ki diğer müzik türlerini de tanımak durumundaydı. O ve sayılı bir kaç kişi gerçekten Türk Rock Müziği açısından önde gelen ve sürükleyici olan kişiler olmuşlardır.

O, rock müziğin gençlik patlaması yaşadığı dönemde gençliğin müzik, siyaset, dünya, barış v.b. takip ettiği konulardan oluşan güzel bir köşe yapmıştı; üniversiteli üç gencin maceraları. Mikrop Danyal, Laçka Mazhar, Soyut Sadi bir anda çok da ilgi çekici bir köşenin kahramanları oluvermişlerdi.

Grup Perişan, rock müzik ağırlıklı yaşamları ve bunun örgüsündeki gerçek hayattan yakalayabileceğiniz yan tipleriyle yeni gençliği yakalamayı bilmiş bir köşeydi. "Kedi Levo", "Of Ya Rıza" gibi tipleri gerçek hayattan kişileri köşeye çok iyi adapte etmiştir. Bu arada "Of Ya Rıza", bizim mizah dergi dünyasından kaligraf (balon yazı sanatçısı) Rıza Külegeç'ti.
Abdul abi, köşenin yanındaki iki santim genişliğindeki alana ise gerçek bir özenle hazırlanmış rock dünyasının önemli tiplemelerini, müzik haberlerini ve okuyucu ile ortak müzik isteklerini (Deep Purple Türkiye'ye gelsin, 225. hafta vs) çizer yazardı.O dönemin çok önemli ve hit gruplarını bize tanıtırdı. Metallica, Manowar, Motley Crue, Sex Pistols vs. Ayrıca Metallica grubundan esinlenerek bir süre sonra lakap olarak AbdulikA adıyla anılmaya başladı. 1990'lardan beri tanışıklığımız var ve 1999 yılına kadar da aynı dergilerde beraber çalışmamızı sürdürdük ve o zaman boyunce asi bir rockçı olarak bir kere kaba davranışta bulunmadığını söylemek isterim. O her zaman seviyeli bir şekilde Gerçek Rock'çıları temsil etmeyi sürdürmüş ve bu konuda yazıp, çizip,üretmiş önemli bir şahıstır.

Gırgır Mizah Dergisi'nden ayrılarak kurulan Hıbır'a geçiş yaparak aynı köşesini orada da devam ettirdi ve köşenin ünü daha da arttı. Daha sonraları HBR Maymun, Dinozor vb. dergilerde çizim hayatına devam etti. HBR Maymun dönemi bant çizimlerini kitaplaştırmıştı. Şimdilerde Cumhuriyet Gazetesine bant karikatür çizmeye devam etmesi yanında, bir iki müzik dergisi bünyesinde işleri yayımlanıyor ve Rock FM (94.5) için pazatesi akşamları (sanırım) Blues-Perişan adlı bir program yapıyor.

Kendi web sitesi linki aşağıdadır;
http://www.aptulika.com/

15 Eylül 2009

Engin Ergönültaş ve köşeleri

Aslında Engin abi ile tanışamadım, kendisinin dergide çizdiği zamanlar bana denk gelmedi sanırım.
Engin Ergönültaş, döneminin varoşlarında yaşayanları çok iyi analizle yansıtan öyküleri ile tercih edilen ve farklı çizgisi ile kendini farkettiren uluslararası bir çizerdi. Onun çizgi sayfalarında, beş parası olmayanın ruh haliyle yaratılan daleverleri, saf ile cin fikirliyi iyice harmanlayan öyküleri buluverirdiniz.

Mazlumu öyle güzel anlatırdı ki kendinizin de aciz kaldığınız bir yanınızı size hatırlatır sizi öyküleriyle kavrardı. Bu öyküler güldürürdü ancak daha çok düşündürür belki de üzerdi gibime geliyor.
Gırgır sonrası Behiç Pek ile beraber "Pişmiş Kelle" isimli bir dergi çıkarmış ve birçok usta çizeri bile çizim tarzıyla etkilemiş bir çizer olarak kendisi mizah dergiciliğimiz için önemli bir sanatçıdır. Pişmiş Kelle dergisinde onun dışında Behiç Pek, Kemal Aratan, Metin Demirhan, Faruk Bayraktar, Altay Kaynar, Erdoğan Dağlar, Metin Fidan, Bahadır Baruter, Erhan Nuhoğlu (aynı zamanda MSÜ Endüstri Tasarım Bölümü'nden arkadaşım Alp Nuhoğlu'nun kardeşi olur), Yılmaz Aslantürk, Serdar Girkal v.b. çizerler de çizmiştir. Ben de amatör olarak dışarıdan espri ve çizim götürmüştüm bu dergiye.

Uğur Durak ve Üşütükler Köşesi

Bu köşeyi ben hayal meyal hatırlıyorum. Yaşım gereği 1977 yıllarının mizah dergilerini hatırlama zorunluluğum da yok yani arkadaşlar :))

Ancak o dönem de hatırladığıma göre gözüm çizim ayırdediyormuş diyeyim de kendime pay çıkmış olsun.
Asıl Uğur Durak ile tanışmamız Gırgır dergisinden ayrılanların Hıbır dergisini kurması sonrası oldu. O zamanlar Raka-Raka-Rak adlı köşesini ve kısa özgün öyküleri çizmesi ile daha da tanındı. Çizgisi, kirli çizim ve tarama tarzı ile Belçika ve Alman çizgi ekollerinde rastlanan bazı çizgileri andıran ancak bunu çok ustaca gerçekleştirem bir şekilde idi. Yukarıda gördüğünüz Üşütükler köşesinde Gırgır'ın sade taramasız tarzından tamamen kopmuş bi halde yeniden çizgi dünyasına dönmüş oldu. İleride Hıbır dergisi bölümünde (o kısıma varabilirsem tabi) Raka-Raka-Rak ve diğer çizimlerine değinmeye çalışacağım.
Onun hakkında Gırgır gençlik dönemi çizgilerini zaten Oğuz Aral ağzından 1977 yılına ait sayfada okuyabilirsiniz.
Uğur abi ile en son 2009 Haziran ayı gibi karikatür portre yaptığı kendi standında Kadıköy Nautilus Alışveriş Merkezi'nde karşılaştık. Gırgır, Hıbır, HBR Maymun ve sonrasında Suat Gönülay ve birkaç çizerle ortak "Kadayıf" isimli bir dergi de çıkarmış bu usta çizer, halen çizgiden para kazanıp bu yolda bilek sallıyordu. Bu mekana sık gittiğim içim o dönem epey muabbet ettik. Dergi ve ajans deneyimleri sonrası yine kendi başına çizim işine bu standla dönmenin keyfini yaşıyordu. Darısı bizlere. Bu stand önünde bir fotoğrafını almayı da ihmal etmedim tabi.

Aynı zamanda faal sitesi olan web adresinden daha fazla bilgi bulabilirsiniz; " http://www.rakarakarak.com ".
Bu arada sitesinde kullandığı 1977 yılına ait bir Gırgır kapağı da Oğuz Aral, Uğur Durak, Orhan Alev, Hasan Kaçan, Ergün Gündüz vb. çizerlerin o dönem fotoğrafları olması ilgimi çektiği içi yayımlıyorum.

Buradaki bazı çizerleri ben de hatırlayamıyorum, kendisini tekrar görünce sorabilirim ancak. Bazılarını benzetsemde isim vermem hatalı olabilir diye yazmadım.

26 Nisan 2009

Gırgır da panaroma çizimleri ve En Kahraman Rıdvan ile Bülent Arabacıoğlu

Orta sayfa ya da panaroma sayfa adı ile geçen bu çizim alanı bir çok çizerin el attığı bir çizim tekniğidir. Genellikle bir mekan veya konu belirlenip o doğrultuda espri ve irdelemeler yer verilerek mümkünse perspektif bir mekanda bu konular işlenirdi.
Böyle çizimleri Altan Erbulak, Eflatun Nuri gibi çizerlerin de çizdiğini hatırlarım. Tabi bu tür panaroma çizimlerini hakkıyla çizenlerin sayısı fazla değildir.
İşte Bülent Arabacıoğlu da adını bu tekniğe çizimleriyle sabitleyen çizerlerden biriydi. Benim okumaya başladığım zamanların en iyi panaroma çizerlerinde ilk sıralarda olan çizerlerdendi.

Özellikle bir mekan kullanılarak çiziliyorsa perspektifi oturtmak, aynı tür esprileri birbirlerinden ayrı yerlere dağıtabilmek, esprilere gerekli uygun mekanlar yaratıp yerleştirmek, espri balonlarının yerlerini ayarlamak gibi zorlukları ustalıkla aşardı. Mekan içinde merdivenle, inme çıkmalarla birbirine bağlı farklı mekanlar yaratırdı. Bina duvarlarından anlaşılır kesitler açarak espriyi gene anlatırdı Bülent abi. Belki de birçok mimarı kıskandıracak mekan çizimleri vardı.

Gırgır da sevilen ve çizimine hayran olunan sayfalardan biriydi panaroma. Okurken perspektifin içerisinde espri atlamamak için iki kez dönerdim sayfayı. Panaromalarını Hıbır ve Dinozor dergilerinde de yayımlandı. Hıbır ve Dinozor da kendisine espri vererek beraber hazırladığımız sayfalarımız da oldu.

Önemli bir ayrıntı olarak, Bülent Arabacıoğlu her hafta panaroma içinde bir köşede aktif veya pasif kendini de bir yere çizerdi mutlaka; bıyıklı bir tip. Kendisinden dinlediğime göre bu karışık sayfayı detaylı inceleyen okurları varmış ve bir hafta bıyıklarını çizmeyi unuttuğunu kendisine telefon ederek uyarmışlar. Bilinçli okuyucu ne diyeyim :))
Bu panaromik çalışmaları daha sonra bir çok ajanstan müşterileri için çizim talepleri olarak geri dönmüş ve Bülent Arabacıoğlu'na bir iş kolu yaratmıştır. Bunlar arasında İstanbul'da Tatilya isimli bir oyun merkezinin 40 metre çaplı döner bir duvarı en önemli işleri arasındadır. Tatilya'nın panaromik bir görüntüsünde oyun alanlarının yerlerinin tarifini ve kullanımını anlatan haritasını da o çizmişti.

Gırgır dergisinde bir başka tip olan En Kahraman Rıdvan tiplemesininde yaratıcısı ve çizeri olan Bülent Arabacıoğlu bu panaroma ve perspektif sahnelerini ilk bu çizgiromanlarında kullanmıştı. O panaromik sahnelerden etkilenen ve işi nerede kullanacağını iyi bilen Oğuz Aral, bu tür panaromik bir sayfa yapması için Bülent abiyi teşvik etmiştir. İlk zamanları Bülent abi kurşunkalem çizimlerini Oğuz Aral'a gösterdiği ve buradaki revizyon ve yer kaydrmalarının tüm çizimi baştan yapmak demek olduğunu anlatmıştı da nasıl bir çıldırık işi başardığına iki kat şaşırmıştım.
En Kahraman Rıdvan tiplemesini daha sonra Hıbır ve HBR Maymun dergilerinde de devam ettirmiştir.

Hıbır dönemi bir öyküde kurşun kalemlerini çinileyerek beraber de çalışmıştım Bülent abiyle. Bana çinileme konusunda çok şey öğretmiştir.

Bülent abinin kendisiyle 1992 yılından beri aynı reklam ajansında beraber çalıştığımızdan bu konuda bilgim fazla tabi. Önce Kent Gıda (Şekerleme-Sakız-Çikolata) firması içinde Grafik Bölümü'nde, daha sonra buradan ayrılarak Artpoint Grafik Ajansı'nda beraber iş yaşamımızı sürdürmekteyiz. Bu arada Bülent Arabacıoğlu Kent Gıda ürünü olan 1970'lerde çıkan karikatürlü Tipitip sakızlarının da tipleme yaratıcısıdır. Tipitip'i de ortak çizdiğimiz zamanlar oldu. Bu karakterin hakları Kent Gıda'ya ait olduğundan benim çizip devam ettirmem içinde teşvik ve yardımlarını da esirgememiştir. Tipitip karakterini bir ara karikatürist Ümit Atalay da çizmiştir.
Ancak 2000 yılındaki yenilenen ve aile kuran Tipitip karikatür serisinden sonra, Kent Gıda Türkiye sınırları dışında dahi satılmış, biriktirilmiş, bir 10-20 sene aralığında yetişen tüm neslin adını bildiği bu tiplemeye pazar ihtiyaçları değişimi sebebi sonrası sakız ürününün yerini koruyamamış ve üretimini durdurmuştur.
Bülent Arabacıoğlu bu sıralar ajans çalışmalarında yoğun idari görevde olduğundan hayata geçirdiği tiplemeleri bir dergide çizmemektedir.